Çalışma Saatleri: 09:00-18:00
"Bizim dönemimizde ergenlik diye birşey yoktu!"
"Ergenlik, yeni dönem şımarıklığı."
"Şimdiki gençler çok şanslılar, biz onların imkânlarına sahip olsak neler neler yapardık"
"Gençliğin içi boş, çok uyuşuklar."
Bu sözler bir ergen ailesine çok tanıdık gelse de çok uzun zamandır yetişkinler arasında süregelen düşünceler aslında. M.Ö 2000'li yıllardan Babil yazıtlarına kadar gençlerin olumsuz yönde değiştiğine yönelik yazılar bulunmaktadır. Yani yetişkinler sürekli gençler hakkında olumsuz duygu ve düşüncelere sahipler. Peki, bunun kaynağı gerçekten gençlerin kötü yöne doğru gidişi midir? Tabii ki hayır. Aslında ebeveynler ergenliğin doğasını kavrayamadıkları ve kendilerini günümüze uyarlamakta zorlandıkları için gençleri anlamakta zorlanmaktadırlar. Bu nedenle; ebeveyn ve öğretmen için ergenliğin doğasını bilmek, gençlerin bu dönem yaşadığı süreçler hakkında bilgi sahibi olmak önemlidir.
Ergenlik; kişinin kendi becerilerini, deneyimlerini sorguladığı, büyümenin hızlandığı önemli dönemlerden biridir. Bu dönemde gençler ailelerinden bağımsızlaşmayı, kendi ayakları üzerinde durmayı isterler. Psikiyatrist Dolto, ergenliği; ailelerinden göbek bağının kesildiği, çocukluktan yetişkinliğe geçişin yaşandığı ikinci doğuma benzetmiştir. Ergeni ise tıpkı dünyaya yeni gelmiş olan bebeğe benzetmiştir. Bebek bu dönem tıpkı kabuklarını değiştiren ıstakozlar gibi kırılgan ve savunmasızdır. Istakozlar kabuklarını değiştirdikleri için yaralanmaya açıktırlar ve eğer yara alırlarsa bunu ömürleri boyunca taşırlar. Ergenlerinde aynı bu örnekte olduğu gibi yara almaya açık oldukları bir gerçektir.
Ergenlik dönemi günümüz modern çağında yaklaşık olarak 10 yaşından başlayabilip 21 yaşında son bulabilen bir dönemdir. Ama başlangıç ve sonlanım yaşının kesin sınırları yoktur, kişiye özgüdür. Ve ergenlik dönemi ile birlikte değişim; fiziksel, zihinsel, sosyal alanlarda başlar. Kilo alımı, iç organların büyümesi, boyun uzaması, vücudun tüylenmesi gibi fiziksel değişimler baş gösterir. Kızlarda; memelerin tomurcuklanması, kalçalarının genişlemesi, ilk adet görme; erkeklerde ise ses kalınlaşması, yüzün tüylenmesi, testis bölgelerinin büyümesi gibi değişimler görülür. Yani genel olarak beden olarak bir kadın ve bir erkeğe benzerler. Bu nedenle ayna karşısında uzun saatler geçirebilirler ve görünümlerine çok dikkat edebilirler. Kendi çocuk bedenleri ile vedalaştıkları, yeni bedenlerini özümsedikleri yıllardır.
Diğer bir değişim ise zihinsel alandadır. Soyut düşünme ve muhakeme etme becerisinde önemli bir gelişim görülür. Olayların olumlu ve olumsuz yönlerini düşünüp, ileriye yönelik planlar yapabilirler. Yani artık olaylara bakış açılarının gelişip, kendi kararlarını verebileceklerinin göstergesidir.
Bu dönemde psikolojik yönden ise bireyselleşme, sosyalleşme gibi ebeveynlerin de fark ettiği değişimler yaşarlar. Kendi kendilerine "ben kimim?", "ne olmak istiyorum" gibi kimliğini keşfedecek, benliğini tanımalarını sağlayacak sorular sormaya başlarlar. Bu nedenle başka roller denerler, denemeleri bitince yeni roller bulurlar. Çok keskin savunduğu düşüncelerin tam tersini bir süre sonra düşünebilirler ve bu dönem ikilem içinde kalabilirler. Hem ailelerinin onu desteklemesini isterler hem de özgür olmak isterler. Bu nedenle bu dönemde "bana çocukmuşum gibi davranıyorsunuz" söylemleri fazladır ve gerçeklik payı vardır. Artık aileleri ile zaman geçirmek istemezler, arkadaşlarına yönelirler. Bu nedenle aile ‘reddedilmiş’ hissedebilir ve "yüzüne hasret kaldık, bizi hiç mi özlemiyorsun, arkadaşların her şeyin oldu" gibi söylemlerle gence kendini suçlu hissettirebilir. Aslında genç bugüne kadar ailenin sevgisini kazanmıştır ve bu ilişkiyi devam ettirmek için ekstra çaba göstermeye gerek duymamaktadır. Bu enerjisini arkadaşlarına yansıtır ve kendi gibi olanların arasında anlaşıldığını hisseder, kendisini bulmaya çalışır. Bu nedenle, ailenin çocuğunun kendisiyle eskisi kadar zaman geçirmemesinden endişe duyması yersizdir. Çünkü gençler her ne kadar arkadaşlara düşkün olsa ve onlarla zaman geçirmeyi tercih etse de önemli kararlarda ailenin desteğini alır ve ailelerine güven ve yakınlık duymak isterler. Bu nedenle ailelerin gencin sosyalleşmesini desteklemeleri ve arkadaş seçimine karışmamaları gerekir. Ancak arkadaşlarının kim olduğunu bilmeliler ve zararlı arkadaşlık ilişkilerini kontrol etmelidirler.
Ergenlik, gençlerin kendi kararlarını alabilmeyi öğrenmeleri ve desteklendiklerini hissetmeleri gereken dönemdir. Hatalar yapılabilir çünkü zaten ergenlik "yetişkinliğe geçiş öncesinde çıraklık" yıllarıdır. Bu nedenler ebeveynler çocuklarının nasıl bir birey olmak istediğini dinlemeye, anlamaya ve destek olmaya özen göstermelidir. Bu dönem aileler için aslında, evlatlarının kendi ayakları üzerinde durmayı, sorumluluk almayı, ilişkileri daha da derinlemesine anlamayı öğrendiklerine şahit oldukları ve evlatlarının gelecekleri hakkında planlar yapmaya çalıştıklarını görüp bu büyüme sürecinde geçen yıllara da bakıp ‘gurur, takdir, sevgi’ hissettikleri özel bir dönemdir. Geleceğimizi temsil eden gençlerimizin fiziksel, duygusal, zihinsel ve ruhsal olarak sağlıkla büyüdüğü ve ebeveynler olarak, artık çocukluktan çıkarak iyice bir ‘birey’ olan evladımızla yeniden tanışıp kabul ettiğimiz sevgi dolu günlere…