YAZILAR

Üstün Zekâ & Üstün Yeteneklilik Nedir? Ne DEĞİLDİR?

“Yardım etmeye gerek yoktur, onlar zaten ne yapacaklarını bilirler.”

“Disipline etmek diğer çocuklardan daha zordur hatta neredeyse imkânsızdır.”

“Onları sürekli meşgul etmek gerekir. Her an bir şeyle uğraşmak zorundadırlar.”

“Duygusal olarak her zaman olgun ve her koşulda dengeli kişilerdir.”

“Bu çocuklar zaten becerikli, onlar için fazladan bir eğitime ihtiyaç yoktur.”

“Nerede olursa olsun, kendilerini geliştirebilirler.”

Üstün zekâlı/üstün yetenekli çocuklar hakkında yukarıda ifade edildiği gibi düşünüyorsanız, aslında yanılıyorsunuz.

Zekâ kavramı; uzun yıllardır ilgi çeken, merak edilen, araştırılan önemli kavramlardandır. Geçmişten günümüzde zekayı anlamak için verilen uğraşlar sonucu zamana ve kültüre göre değişen tanımlamalar yapılageldiği görülmüştür.

Öncelileri zekânın tek boyutlu oluşuna işaret eden tanımlamalar yapıldığı bilinir. Fakat zihinsel süreçlere ilişkin yapılan çalışmalar, zekanın çok boyutlu ve birden fazla yeteneği içeren bütüncül bir kavram olduğunu göstermiştir.

Bireyler belli bir potansiyele, kapasiteye sahip olarak dünyaya gelirler. Yani herkesin doğuştan itibaren kendine has bir bahçesi vardır diyelim. Bu bahçedeki çiçekler de yeteneklerimizi ifade eder. Bu bahçenin boyutları, kaç dönüm olduğu ise kişiden kişiye değişiklik gösterir. Dolayısıyla bu bahçeye aldığı kadar çiçek ekip güzelleştirmek, onlarla özel ilgilenmek de, bahçeyle ilgilenmeyerek çorak bırakmak da mümkündür. Sonuçta, doğuştan getirdiğimiz potansiyelimiz, kapasitemizin varlığı sabittir, fakat çevresel etkiler sayesinde yetenekler zenginleştirilebilir.

Araştırmacıların geldikleri ortak noktada en genel haliyle zekâ; öğrenebilme, öğrendiklerinden yararlanabilme, yeni bir ürün/fikir sunabilme ve yaşamını sürdürebilmesi için çevreyi seçebilme, değiştirebilme, ona uyum sağlayabilme becerilerinden oluştuğu ifade edilir.

Genel çerçevede bütünü oluşturan çokça yetenek kümesi olduğunu belirtmiştik. Ancak bu yetenekler fark edildiğinde ve geliştirildiğinde var olan bahçemizin daha verimli olmasını sağlanabilir.

Üstün zekalı çocukların doğuştan getirdikleri kapasitelerinin, kendi yaş, deneyim veya çevre şartlarına sahip akranlarına göre daha geniş olduğu ve daha üstün performans sergiledikleri belirtilir. Aynı zamanda yaratıcılık ve yüksek motivasyonun rolü de oldukça önemlidir.

Üstün Zekâlı & Üstün Yetenekli Çocukların Genel Özellikleri:

Erken yürüme, erken konuşma, erken gelişmiş dil becerisi gözlenir
Akranlarına göre zengin kelime bilgisi bulunur
Duyu organları daha duyarlıdır
Çok hızlı öğrenir, çabuk kavrar ve algılar
Yaşının üstü seviyedeki sözcükleri, anlamlarını bilerek yerinde kullanma becerisi yüksektir
Merak duygusu ve öğrenme ilgisi yüksektir
Bağımsızlık arzusu
Mükemmeliyetçilik
Öz denetim becerisi
Sorgulama becerisi gelişmiştir
İlgi, Dikkat yoğunlaştırma becerisi yüksektir
Mizah gücü, ezber yeteneği
Gelişmiş bellek kapasitesi, farklı bakış açısı geliştirme becerisi vardır
Aynı anda birkaç başarılı etkinlik gerçekleştirebilir
Soyut düşünebilme, organizasyon ve planlama yeteneği gözlenir
Daha büyük çocuklarla arkadaşlığı yeğleme
Liderlik/yönlendirme becerisi
Sezgi gücü yüksektir

Üstün zekâlı bir çocuğa sahip olduğundan şüphelenen aileler için ‘Zekâ Testi’ kavramı çok yabancı gelmeyecektir. Yalnız asla unutulmamalıdır ki zekâ testleri çocuğu/genci tanımak için bir “araçtır” asla bir “amaç” olarak görülmemelidir. Testin sonucu çocuğun/gencin diğer pek çok özelliği ile beraber değerlendirildiğinde bir anlam kazanır. Bu sebeple ehil kişiler tarafından uygulanmalıdır.

Vurgulanması gereken en önemli nokta da, -üstün olsun ya da olmasın- her bireyin sağlıklı gelişimi için bilişsel, ruhsal, toplumsal ve bedensel ihtiyaçlarının birlikte ele alınması gerektiğidir.

Üstün zekâlı/Üstün yetenekli çocukların da sosyal, duygusal, akademik sorunlar yaşayabildikleri görülür. Yalnız, “Üstün zekâlı/üstün yetenekli çocuklar uyumsuzdur” kalıp yargısını, “Üstün zekâlı çocukların bazıları uyum sorunu yaşayabilir” diye düzeltmek daha doğru olacaktır.

Neden uyum sorunu yaşarlar?

Çocuğun/gencin içinde bulunduğu sosyal ortam çokça belirleyicidir. Toplumsal yaşam sonradan öğrenilebilen bir takım beceriler ile sürdürülür. Üstün zekâlı çocuk ve gençlerin akranlarına hem benzer hem de onlardan farklı özellikleri olduğunun kabul edilmesi oldukça önemlidir. Bazı farklılıkları sebebiyle dışlanması, kendini beğenmiş olarak etiketlenmesi, anlaşılmaz bulunması uyum sorununu başlatabilir. Buna karşılık, bazı üstün zekâlı çocukların liderlik ve yönetim özellikleri, aşırı derecede otoriter bir görünümde olabilir. Bu sebeple de arkadaşlık kurmakta zorlanabilirler.

Kaygı yaratan ne?

Üstün zekâlı bir çocuğa sahip olduklarını öğrendiklerinde bazı ebeveynlerin ‘Her Daim Mükemmel’ bir çocuğa sahip olma tutkuları, bazen işleri zora sokabiliyor. Çocuğun ailesinin beklentilerini ‘her zaman’ karşılamak zorunda hissetmesi kaygıyı beraberinde getirebiliyor.

Akranlar arasındaki çatışmalar, zorbalıklar da okula uyum sürecinde ve arkadaş ilişkilerinde kaygıya sebep olabiliyor.

Ders başarısızlığı (!)

Üstün zekâlı çocuklar, tekdüze anlatımlardan ve rutin ödevlerden akranlarına oranla daha çabuk sıkılma eğilimindedirler. Görevleri hızla tamamlayabildiklerinden dikkati dağılabilir ve ilgisi her şeyle bozulabilir. Aynı anda birden fazla etkinlik arayışına girebilirler. Okuldaki derslerini fazla çaba harcamaksızın takip edebildikleri için, uzun vadede, düzenli ve planlı ders çalışma alışkanlığı kazanamayabilirler. Eğitim programları çoğunlukla akademik başarı odaklı olduğundan çocukların farklı alanlardaki motivasyonlarını kısıtlanabilmektedir. Zekânın farklı ve birden çok sayıda bileşenden oluştuğundan bahsetmiştik. Sadece bilimsel alanda bir üretim beklentisi, diğer yeteneklerin örneğin sanatsal faaliyetlerin açığa çıkması önünde set oluşturabilir.

Neler Yapalım, Neler Yapmayalım?

Her şeyden önce çocuğumuzun üstün zekâlı da olsa, bir “çocuk” olduğunu unutmayalım.

Onun güçlü ve zayıf yönlerini keşfetmeye çalışalım. Ona sunduğumuz fırsatların onun ilgisine yönelik olmasına dikkat edelim.

Sadece zekâsı ya da yeteneği yüzünden ‘değerli’ olduklarını hissettirecek herhangi bir tutum ya da söylemden kaçınalım.

«Sen her şeyin en iyisini yaparsın. Çok zekisin.» vb. cümlelerden uzak duralım. Çabasına ve emeğine övgülerimizi sunalım.

“Üstün” ifadesini, akranlarından farklı hissettirebileceği için kullanmayalım.

Sosyal ve duygusal problemlerin işlevsel sorunlara sebep olduğu gözlendiğinde bir uzmana başvurmaktan çekinmeyelim.

Unutmayalım ki, üstün yetenekli/üstün zekâlı (olsun, olmasın) her çocuk, bir bütün olarak değerlendirilmeli; bilişsel becerileri yanında fiziksel, duygusal, sosyal ihtiyaçlarının farkında olunmalıdır.